Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2014 Çarşamba



Her ülkenin kendisine göre bir simgesi vardır.Örneğin Amerika ' nın kartal , Türkiye ' nin Bozkurttur.

Peki Türklüğün Sembol' ünün Bozkurt Olmasının Nedeni Nedir ?

Bunun birçok sebebi vardır gerek bozkurtun özellikleri , avlanma taktikleri gerek ergenekon destanı hep bozkurtu göstermiştir.İlk Türkler savaş taktiklerini genelde bozkurtların avlanma taktiklerinden yararlanarak oluşturmuşlardır.

Dikkat ! : Buradan Sonrası Alıntıdır.

Bozkurtların Özellikleri :

1 - Bozkurtlar atasına bağlıdır; Bozkurt sürüsünden ayrılan bir erkek bozkurt karşılaştığı bir kara kurt sürüsüne girer. Girdiği sürünün liderliğini alır;
2 - Bozkurt özgürlüğüne düşkündür. Dünyada evcilleştirilememiş tek hayvan olma unvanı Orta Asya bozkurtlarındadır.
Hayvan yakalandığında tüm hayvanların aksine gırtlak kısmında bulunan öd denen keseyi parçalar ve intihar eder.
Bozkurt esareti kabul etmeyen bir varlıktır.
Bozkurt’un boynuna tasma takıp bir kafese koyamazsınız. Bozkurt ölümü kabul eder kendisini parçalar ve intihar eder.
3 - Bir bozkurt sadece yiyeceği kadarını avlar ve yavrusu olan bir hayvana saldırmaz, avlamaz…
Bozkurt leş eti yemez.
Kendi avını kendisi avlar.
Başka havanların avladığı leşi yemez.
4 - Bozkurtlar eşlerini kıskanırlar.
Bozkurt dişisi asla bir kara kurtla çiftleşmez.
Bozkurt yaşamından tek eş seçer.
Eşi ölmeden başka eş aramaz…
5 - Bozkurt sürüsü sağdan ve soldan giden öncüler, akabinde de göbekten gelen ana kuvvetle saldırırlar düşmanına.
Bozkurt cesaretli ve ölümüne mücadele eden bir yapıya sahiptir esareti kabul etmez.
6 - Bozkurtların bir lideri vardır ve sürü o liderin emrinden çıkmaz.
Bozkurt liderine bağlıdır, dinlenme anında da lideri etrafında koruma tedbirleri alır.
Bozkurtlar avlamaları, toplu yaşama kurallarına uyma vb. açılardan bir sistem içerisindedirler, yani asildirler…
7 - Bozkurtlar teşkilat halinde bir yaşam sürerler.
Bozkurt ekip çalışması yapar ve Hürriyetine son derece düşkündür.
8 - Karda yürüyen 40 bireylik bir Bozkurt grubunu takip etseniz ancak, beş, altı ayak izi görebilirsiniz, o kadar dikkatli ve organizedirler, çünkü grup önde giden lider bozkurt’un ayak izlerine basarak ilerler.
Bozkurtlar asla organizesiz ve plansız hareket etmez, avlanmazlar…
9 - Bozkurtlarda bir yavrunun hem annesi, hem de babası ölse dahi yavru hayatta kalır.
Bozkurtlarda grup hiyerarşisi buna müsaade etmez.
Diğer grup üyeleri yavruyu evlat edinir ve kendi yavruları gibi büyütürler.
10 - Bizim sembolümüz, Gök yeleli bozkurttur; yani “GÖKBÖRÜ” …
Bu kurt türü sadece Orta Asya dolaylarında yaşamaktadır.
Türk milleti Bozkurt’u bu taşıdığı özelliklerden dolayı kendine sembol edinmiştir.
11- Türk milleti asırlarca bozkurt’laşan şahsiyetler yetiştirmiştir.
Bozkurt bu nedenle tarihimiz içinde bayrak olarak da kullanılmıştır.

3 Mayıs 2014 Cumartesi



Sağlık Bakanlığı bugüne kadar çoğunlukla Ortadoğu ülkelerinde görülen ağır bir solunum yolu hastalığı olan MERS-CoV hastalığına Türkiye'de rastlanmadığını ama önlemlerin etkin bir biçimde sürdürüldüğünü açıkladı.

MERS Bilim Kurulunu toplayan bakanlık yaptığı açıklamada Mekke'de tedavisi devam eden 65 yaşındaki bir Türk vatandaşının rahatsızlığının MERS-CoV'dan kaynaklandığının doğrulandığını ve bu kişinin genel sağlık durumunun iyi olduğunu duyurdu.Sağlık Bakanlığı öncelikle Suudi Arabistan başta olmak üzere hastalığın görüldüğü Körfez ülkelerine gidecek vatandaşlara, din görevlilerine ve sağlık personeline, MERS-CoV hakkında bilgilendirme çalışmaları yapılacak.

HASTALIK 17 ÜLKEDE GÖRÜLDÜ
Bakanlığın açıklamasında hastalığın bugüne kadar, Suudi Arabistan başta olmak üzere, çoğunlukla Körfez ülkelerinde görüldüğü ancak seyahatle ilişkili olarak İngiltere ve Almanya'da dahil 17 ülkede tanımlandığı vurgulandı.

Bakanlık Dünya Sağlık Örgütü'nün yaklaşımı doğrultusunda, hastalığın takibiyle ilgili bir Bilim Kurulu oluşturduğunu belirterek alınan kararları şöyle sıraladı:

Suudi Arabistan başta olmak üzere hastalığın görüldüğü Körfez ülkelerine gidecek vatandaşlara, din görevlilerine ve sağlık personeline yönelik MERS-CoV hakkında bilgilendirme çalışmaları yapılacak.

TÜRK HASTALARIN BİLGİLERİ BAKANLIĞA GÖNDERİLECEK
Hac vazifesi için Suudi Arabistan'da bulunan ve Suud hastanelerinde tedavi gören Türk hastalara ait bilgilerin ivedilikle Sağlık Bakanlığına gönderilmesi sağlanacak.

Suudi Arabistan’daki vaka sayılarının artmasına bağlı olası salgın durumu göz önünde bulundurularak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın umre ve hac dönemlerinde görevlendirdiği sağlık personeli sayısının ve niteliğinin arttırılmasına çalışılacak.

Körfez ülkelerine gidecek vatandaşlar hayvanlarla temas etmemesi, çiğ süt ve hayvansal ürünler tüketmemesi, çiğ tüketilecek sebze ve meyvelerin iyice yıkanarak yenilmesi, el ve kişisel hijyen kurallarına dikkat etmesi ve kalabalık alanlarda maske kullanması hususunda bilgilendirilecek.

YOLCULAR TAKİP EDİLECEK
MERS-CoV kesin tanısı konan vakalar ile aynı uçakta seyahat etmiş olan yolculardan iki ön, iki arka, iki yan koltuktaki tahmini temaslı yolcuların bilgilerine ulaşılacak ve bu kişilerin temastan iki hafta sonrasına kadar takip edilecek.

DSÖ'nün ülkeler arası giriş noktaları için ek önlemler alması veya seyahat/ticaret kısıtlamasının söz konusu olmadığına değinilen açıklamada, Suudi Arabistan'a gideceklerin, Sağlık Bakanlığının uyarılarını dikkate alarak seyahat etmesinde sakınca olmadığına işaret edildi..


Sağlık Bakanlığı bugüne kadar çoğunlukla Ortadoğu ülkelerinde görülen ağır bir solunum yolu hastalığı olan MERS-CoV hastalığına Türkiye'de rastlanmadığını ama önlemlerin etkin bir biçimde sürdürüldüğünü açıkladı.

MERS Bilim Kurulunu toplayan bakanlık yaptığı açıklamada Mekke'de tedavisi devam eden 65 yaşındaki bir Türk vatandaşının rahatsızlığının MERS-CoV'dan kaynaklandığının doğrulandığını ve bu kişinin genel sağlık durumunun iyi olduğunu duyurdu.Sağlık Bakanlığı öncelikle Suudi Arabistan başta olmak üzere hastalığın görüldüğü Körfez ülkelerine gidecek vatandaşlara, din görevlilerine ve sağlık personeline, MERS-CoV hakkında bilgilendirme çalışmaları yapılacak.

HASTALIK 17 ÜLKEDE GÖRÜLDÜ
Bakanlığın açıklamasında hastalığın bugüne kadar, Suudi Arabistan başta olmak üzere, çoğunlukla Körfez ülkelerinde görüldüğü ancak seyahatle ilişkili olarak İngiltere ve Almanya'da dahil 17 ülkede tanımlandığı vurgulandı.

Bakanlık Dünya Sağlık Örgütü'nün yaklaşımı doğrultusunda, hastalığın takibiyle ilgili bir Bilim Kurulu oluşturduğunu belirterek alınan kararları şöyle sıraladı:

Suudi Arabistan başta olmak üzere hastalığın görüldüğü Körfez ülkelerine gidecek vatandaşlara, din görevlilerine ve sağlık personeline yönelik MERS-CoV hakkında bilgilendirme çalışmaları yapılacak.

TÜRK HASTALARIN BİLGİLERİ BAKANLIĞA GÖNDERİLECEK
Hac vazifesi için Suudi Arabistan'da bulunan ve Suud hastanelerinde tedavi gören Türk hastalara ait bilgilerin ivedilikle Sağlık Bakanlığına gönderilmesi sağlanacak.

Suudi Arabistan’daki vaka sayılarının artmasına bağlı olası salgın durumu göz önünde bulundurularak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın umre ve hac dönemlerinde görevlendirdiği sağlık personeli sayısının ve niteliğinin arttırılmasına çalışılacak.

Körfez ülkelerine gidecek vatandaşlar hayvanlarla temas etmemesi, çiğ süt ve hayvansal ürünler tüketmemesi, çiğ tüketilecek sebze ve meyvelerin iyice yıkanarak yenilmesi, el ve kişisel hijyen kurallarına dikkat etmesi ve kalabalık alanlarda maske kullanması hususunda bilgilendirilecek.

YOLCULAR TAKİP EDİLECEK
MERS-CoV kesin tanısı konan vakalar ile aynı uçakta seyahat etmiş olan yolculardan iki ön, iki arka, iki yan koltuktaki tahmini temaslı yolcuların bilgilerine ulaşılacak ve bu kişilerin temastan iki hafta sonrasına kadar takip edilecek.

DSÖ'nün ülkeler arası giriş noktaları için ek önlemler alması veya seyahat/ticaret kısıtlamasının söz konusu olmadığına değinilen açıklamada, Suudi Arabistan'a gideceklerin, Sağlık Bakanlığının uyarılarını dikkate alarak seyahat etmesinde sakınca olmadığına işaret edildi..

27 Nisan 2014 Pazar

Diyarbakır Lice'de dün gece Bingöl'den gelen bir otobüsün yolunu kesti. Otobüste bulunan 2 Uzman Çavuş PKK tarafından kaçırıldı. Bu sabahta PKK'lı grup ile Jandarma arasında yine gerginlik çıktı ve içerisinde çivi olan el yapımı ses bombası atılması sonucu 9 asker yaralandı. Yaralı askerler Lice Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alın

Diyarbakır Lice'de dün gece Bingöl'den gelen bir otobüsün yolunu kesti. Otobüste bulunan 2 Uzman Çavuş PKK tarafından kaçırıldı. Bu sabahta PKK'lı grup ile Jandarma arasında yine gerginlik çıktı ve içerisinde çivi olan el yapımı ses bombası atılması sonucu 9 asker yaralandı. Yaralı askerler Lice Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.


Bütün bu gelişmelerin sebebi ise Lice İlçesi'nde karakol yapımını protesto etmek.

Dün akşam saatlerinde Lice ilçesine bağlı Erginköy ve Birlik mahalleleri yol ayrımı mevkisinde, terör örgütü yandaşı 10-15 kişilik bir grup tarafından Diyarbakır-Bingöl kara yolunun trafiğe kapatılması sebebiyle çok fazla sayıda vasıta yolda mahsur kaldı. 
Diyarbakır Lice'de dün gece Bingöl'den gelen bir otobüsün yolunu kesti. Otobüste bulunan 2 Uzman Çavuş PKK tarafından kaçırıldı. Bu sabahta PKK'lı grup ile Jandarma arasında yine gerginlik çıktı ve içerisinde çivi olan el yapımı ses bombası atılması sonucu 9 asker yaralandı. Yaralı askerler Lice Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alın

Diyarbakır Lice'de dün gece Bingöl'den gelen bir otobüsün yolunu kesti. Otobüste bulunan 2 Uzman Çavuş PKK tarafından kaçırıldı. Bu sabahta PKK'lı grup ile Jandarma arasında yine gerginlik çıktı ve içerisinde çivi olan el yapımı ses bombası atılması sonucu 9 asker yaralandı. Yaralı askerler Lice Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.


Bütün bu gelişmelerin sebebi ise Lice İlçesi'nde karakol yapımını protesto etmek.

Dün akşam saatlerinde Lice ilçesine bağlı Erginköy ve Birlik mahalleleri yol ayrımı mevkisinde, terör örgütü yandaşı 10-15 kişilik bir grup tarafından Diyarbakır-Bingöl kara yolunun trafiğe kapatılması sebebiyle çok fazla sayıda vasıta yolda mahsur kaldı. 

23 Nisan 2014 Çarşamba

Kamuoyunda ateistlerle (tanrıtanımaz) ilgili çıkan haber ve yanlış bilgilere karşı bir grup ateist dernek kurdu. Amaçlarının hem haksızlığa uğrayan ateistlere hukuki destek vermek, hem de kendilerini daha iyi anlatmak olduğunu belirten dernek üyeleri, “Kesinlikle misyonerlik gibi bir hedefimiz yok” diyor. Aktif 11 kurucu üyesi, 90 kişilik de destekçi grubu olan derneğin Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Tolga İnci, çalışmalarını şöyle anlatıyor:

DİNDAR DA GELSİN
- 2013’te ateistlerin yüzde 51’inin Tanrı’ya inandığını söyleyen bir kamuoyu araştırması yayınlanmıştı. Bunun üzerine ‘Neler oluyor, yeter artık’ diye isyan edip bir grup ateist ve dinsiz bir araya geldik. ‘İnsanlara kendimizi anlatmamız lazım’ diye düşündük. Çeşitli girişimlerden sonra nihayet resmiyet kazanan derneğin kapıları artık herkese açık.
- İlla ateist olmanız gerekmiyor. Tüzüğümüzü benimseyen herkes üye olabilir. Hatta dindarlar da gelsin, bu ateistler nasıl insanlar öğrensinler. Önyargılardan, hurafelerden kurtulalım istiyoruz. Tek bir kuralımız var: Derneğimiz altında her siyasi görüşten insan var ama bu görüşlerin derneğe yansıtılmasına izin vermiyoruz. Bununla ilgili çok katı kurallarımız bulunuyor. Dernekte kesinlikle siyaset yapılmayacak.
BİZCE İYİ BİR ŞEY
- Öncelikli hedefimiz ateist ve dinsizlerin haklarını savunmak. Kurulduğumuzu ilanettikten sonra ‘Bana hakaret ettiler, dava ettiler, mahkemelerde sürünüyorum’ diye birçok kişi bizle iletişime geçti. Şu an 3 gönüllü avukatımız var. Özellikle maddi zorluk içinde olan ve sırf ‘Allah yok’ veya ‘İnanmıyorum’ dediği için işten çıkarılan, yurttan atılan arkadaşlarımıza hukuki destek vereceğiz. Bunun dışında komisyonlar kurup halka açık seminerler ve bilgilendirme toplantıları yapacağız.
- İsteğimiz doğru anlaşılmak. Ateizmi yaymak gibi bir amacımız, herkes ateist olsun diye bir derdimiz yok. Herkes insan olsun. Kendi bireysel özgürlük alanında ne yaşayacaksa yaşasın ama bunu başka insanların üzerinde baskı aracı olarak kullanmasın. Ateist de yapmasın bunu. Bizce ateizm iyi bir şeydir, insanları özgürleştirici bir şeydir ama dinin neden kötü olduğunu anlatmak gibi bir amacımız yok.
TERÖRİST FİLAN DEĞİLİZ
- Biz ateistler arasındaki mutlu azınlıktanız. Kendimize güvendiğimiz için ortaya çıktık. Herkes bunu yapamıyor; ‘Başıma bir iş gelir mi?’ diye düşünüyorlar. Bu endişelerde haksız değiller ama biz çekinmedik. Dernek başvurusu yaptık. 2 gün içinde resmileştik. Devlet bize ‘Dur’ diye zorluk çıkarmadı ama Türkiye’de bir kutuplaşma ve düşmanlaşma var. Bunun böyle olması gerekmediğini anlatmak istiyoruz. Dinsizle dindar illa düşman olacak diye bir şey yok. Çok tebrik, az tehdit aldık.
- Başbakan’ın ateistlere yönelik sözlerini kişisel olarak alıyoruz. Durduk yere biri size ‘terörist’ dediğinde iyi şeyler düşünmüyorsunuz. Biz terörist filan değiliz. Biz sadece ateistiz. Bunun peşine böyle eklemlemeler yapmak en basit tabiriyle ayıp.

Kamuoyunda ateistlerle (tanrıtanımaz) ilgili çıkan haber ve yanlış bilgilere karşı bir grup ateist dernek kurdu. Amaçlarının hem haksızlığa uğrayan ateistlere hukuki destek vermek, hem de kendilerini daha iyi anlatmak olduğunu belirten dernek üyeleri, “Kesinlikle misyonerlik gibi bir hedefimiz yok” diyor. Aktif 11 kurucu üyesi, 90 kişilik de destekçi grubu olan derneğin Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Tolga İnci, çalışmalarını şöyle anlatıyor:

DİNDAR DA GELSİN
- 2013’te ateistlerin yüzde 51’inin Tanrı’ya inandığını söyleyen bir kamuoyu araştırması yayınlanmıştı. Bunun üzerine ‘Neler oluyor, yeter artık’ diye isyan edip bir grup ateist ve dinsiz bir araya geldik. ‘İnsanlara kendimizi anlatmamız lazım’ diye düşündük. Çeşitli girişimlerden sonra nihayet resmiyet kazanan derneğin kapıları artık herkese açık.
- İlla ateist olmanız gerekmiyor. Tüzüğümüzü benimseyen herkes üye olabilir. Hatta dindarlar da gelsin, bu ateistler nasıl insanlar öğrensinler. Önyargılardan, hurafelerden kurtulalım istiyoruz. Tek bir kuralımız var: Derneğimiz altında her siyasi görüşten insan var ama bu görüşlerin derneğe yansıtılmasına izin vermiyoruz. Bununla ilgili çok katı kurallarımız bulunuyor. Dernekte kesinlikle siyaset yapılmayacak.
BİZCE İYİ BİR ŞEY
- Öncelikli hedefimiz ateist ve dinsizlerin haklarını savunmak. Kurulduğumuzu ilanettikten sonra ‘Bana hakaret ettiler, dava ettiler, mahkemelerde sürünüyorum’ diye birçok kişi bizle iletişime geçti. Şu an 3 gönüllü avukatımız var. Özellikle maddi zorluk içinde olan ve sırf ‘Allah yok’ veya ‘İnanmıyorum’ dediği için işten çıkarılan, yurttan atılan arkadaşlarımıza hukuki destek vereceğiz. Bunun dışında komisyonlar kurup halka açık seminerler ve bilgilendirme toplantıları yapacağız.
- İsteğimiz doğru anlaşılmak. Ateizmi yaymak gibi bir amacımız, herkes ateist olsun diye bir derdimiz yok. Herkes insan olsun. Kendi bireysel özgürlük alanında ne yaşayacaksa yaşasın ama bunu başka insanların üzerinde baskı aracı olarak kullanmasın. Ateist de yapmasın bunu. Bizce ateizm iyi bir şeydir, insanları özgürleştirici bir şeydir ama dinin neden kötü olduğunu anlatmak gibi bir amacımız yok.
TERÖRİST FİLAN DEĞİLİZ
- Biz ateistler arasındaki mutlu azınlıktanız. Kendimize güvendiğimiz için ortaya çıktık. Herkes bunu yapamıyor; ‘Başıma bir iş gelir mi?’ diye düşünüyorlar. Bu endişelerde haksız değiller ama biz çekinmedik. Dernek başvurusu yaptık. 2 gün içinde resmileştik. Devlet bize ‘Dur’ diye zorluk çıkarmadı ama Türkiye’de bir kutuplaşma ve düşmanlaşma var. Bunun böyle olması gerekmediğini anlatmak istiyoruz. Dinsizle dindar illa düşman olacak diye bir şey yok. Çok tebrik, az tehdit aldık.
- Başbakan’ın ateistlere yönelik sözlerini kişisel olarak alıyoruz. Durduk yere biri size ‘terörist’ dediğinde iyi şeyler düşünmüyorsunuz. Biz terörist filan değiliz. Biz sadece ateistiz. Bunun peşine böyle eklemlemeler yapmak en basit tabiriyle ayıp.

20 Nisan 2014 Pazar


Muğla'da 4.1 büyüklüğünde korkutan deprem meydana geldi


Saat 02.39'da merkez üssü Muğla'nın Köyceğiz ilçesine bağlı Otmanlar Köyü olan4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.


Muğla'da 4.1 büyüklüğünde korkutan deprem meydana geldi


Saat 02.39'da merkez üssü Muğla'nın Köyceğiz ilçesine bağlı Otmanlar Köyü olan4.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Nokia Türkiye Yeni Yöneticisi Sertaç Şener Oldu

Ayrılık haberini Nokia'nın Android uygulamalarla uyumlu telefonu Nokia X'in Türkiye lansmanında açıklayan İcan; “Bir süre dinlenmek istediğini ve ailesine daha fazla zaman ayırmak için görevini devrettiğini” söyledi. 1 Mayıs 2014 itibariyle Nokia Türkiye Genel Müdürlüğünü üstlenecek olan Sertaç Şener aslında Nokia  için yabancı bir isim olarak gözükmüyor. 2000 – 2010 yılları arasında Nokia'da yerel ve bölgesel pozisyonlarda pazarlama ve satış alanlarında görev yapan Şener, 2010 – 2011 yıllarında Avea'da Ortaklık Yönetimi Direktörü olarak Terminal Yönetimi ve Marka İşbirlikleri stratejilerini ve ekiplerini yönetti.

Nokia Türkiye Yeni Yöneticisi Sertaç Şener Oldu

Ayrılık haberini Nokia'nın Android uygulamalarla uyumlu telefonu Nokia X'in Türkiye lansmanında açıklayan İcan; “Bir süre dinlenmek istediğini ve ailesine daha fazla zaman ayırmak için görevini devrettiğini” söyledi. 1 Mayıs 2014 itibariyle Nokia Türkiye Genel Müdürlüğünü üstlenecek olan Sertaç Şener aslında Nokia  için yabancı bir isim olarak gözükmüyor. 2000 – 2010 yılları arasında Nokia'da yerel ve bölgesel pozisyonlarda pazarlama ve satış alanlarında görev yapan Şener, 2010 – 2011 yıllarında Avea'da Ortaklık Yönetimi Direktörü olarak Terminal Yönetimi ve Marka İşbirlikleri stratejilerini ve ekiplerini yönetti.

11 Nisan 2014 Cuma

Porno sitelerine girmek yasak mıdır? İzleyip Öğrenelim



Porno sitelerine girmek yasak mıdır? İzleyip Öğrenelim



sibersaldiri

17 Aralık operasyonu öncesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi`ne israil, ingiltere ve Almanya`nın aralarında bulunduğu 6 ülkeden siber hücum yapıldı. enlem yapının, duygulu verileri yurtdışına aktardığından kuşku edilmekte. Müfettişler, 2 dijital hattan yapılan korsanlığın en büyük siber casusluk olabileceğini söyledi.

Hükümete yönelik Halkbank merkezli 17 Aralık operasyonundan kısa bir süre evvela Emniyet genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı bilgisayarlarının siber saldırıya maruz kaldığı ortaya çıktı. KOM Daire Başkanlığı`nın ıP santraline yapılan ve üç gün boyunca süren saldırılar esnasında, devlete ait duygulu bilgilerin çalınmış olabileceğinden endişe edilmektedir. Siber saldırıların, aralarında Almanya, ingiltere ve israil`in de bulunduğu altı farklı ülkeden düzenlendiği belirlendi. Araştırmada elde edilen bulgular, 17 Aralık soruşturması kapsamında paralel yapının elde edip arşivlediği verilerin yurtdışına aktarılmış olabileceğini akla getiriyor.

FATURA KABARıNCA...

17 Aralık operasyonundan 3 gün önce düzenlenen saldırıda, bilgisayar korsanları 2 dijital hattı `hack`lemeyi başardı. Bu hatlardan yurtdışına yapılan aramalarla veri transferleri ise faturayı kabarttı. Kabaran fatura, telekomünikasyon firması görevlilerinin dikkatini çekti ve hücum deşifre edildi. Telekomünikasyon firması görevlileri, KOM Dairesi`ni, aylık ortalama 2-üç bin lira olan faturanın, 22 bin liraya çıkması sebebiyle uyardı. Bunun üzerine bilişim uzmanları ıP santralinde kapsamlı bir inceleme yaptı. Araştırmada hacklenen 2 telefon hattı tespit edilerek kurtarıldı. Emniyet umumi Müdürlüğü, kurumun 22 bin lira zarara uğratılmasında `ihmal` olup olmadığının belirlenmesi için idari soruşturma başlattı.

NE KADAR BiLGi GiTTi?

Olaya el koyup soruşturma başlatan polis başmüfettişleri, ıP santrali kuran şirketin teknik ekibini de KOM Daire`ye çağırıp bilgi aldı. Müfettişlere bilgi sağlayan firma yetkililerinin, saldırıda hackerların, eylemlerinde ayrıcalıklı ülkelere ait ıP adreslerini paravan olarak kullanmış olabilecekleri anlamında uyardığı öğrenildi. Müfettişler, korsan saldırıyla ele geçirilen hatlardan yapılan veri transferinin boyutunu araştırıyor. KOM Daire`nin 2 dijital hattından bilgi aktarımının kanıtlarıyla ortaya konulması durumunda, bunun cumhuriyet tarihinin en büyük siber casusluk faaliyeti olabileceği ifade edilmektedir.

6 ülkeye transfer

Analog sistemlerin yerini saha ve network ağı üstünden sayısal haberleşme mantığıyla çalışan sisteme `ıP santral` deniliyor. ıP santraller, bilgisayarlar ile aynı ağ üstünde çalışabilen yapısı yardımıyla kurulum ve işletme maliyetleri açısından tasarruflu olduğu için tercih ediliyor. Sistemde, file üzerindeki tüm iletişim, tek bir noktadan yapılandırılabiliyor. 17 Aralık operasyonu öncesinde EGM KOM Daire Başkanlığı`nın hack`lenen ıP santralinden yüklü miktarda kritik bilginin yurtdışında aktarılmış olmasından kaygı ediliyor. Siber saldırılar aralarında Almanya, ingiltere ve israil`in de olduğu 6 ayrı ülkeden gerçekleşti.
sibersaldiri

17 Aralık operasyonu öncesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi`ne israil, ingiltere ve Almanya`nın aralarında bulunduğu 6 ülkeden siber hücum yapıldı. enlem yapının, duygulu verileri yurtdışına aktardığından kuşku edilmekte. Müfettişler, 2 dijital hattan yapılan korsanlığın en büyük siber casusluk olabileceğini söyledi.

Hükümete yönelik Halkbank merkezli 17 Aralık operasyonundan kısa bir süre evvela Emniyet genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı bilgisayarlarının siber saldırıya maruz kaldığı ortaya çıktı. KOM Daire Başkanlığı`nın ıP santraline yapılan ve üç gün boyunca süren saldırılar esnasında, devlete ait duygulu bilgilerin çalınmış olabileceğinden endişe edilmektedir. Siber saldırıların, aralarında Almanya, ingiltere ve israil`in de bulunduğu altı farklı ülkeden düzenlendiği belirlendi. Araştırmada elde edilen bulgular, 17 Aralık soruşturması kapsamında paralel yapının elde edip arşivlediği verilerin yurtdışına aktarılmış olabileceğini akla getiriyor.

FATURA KABARıNCA...

17 Aralık operasyonundan 3 gün önce düzenlenen saldırıda, bilgisayar korsanları 2 dijital hattı `hack`lemeyi başardı. Bu hatlardan yurtdışına yapılan aramalarla veri transferleri ise faturayı kabarttı. Kabaran fatura, telekomünikasyon firması görevlilerinin dikkatini çekti ve hücum deşifre edildi. Telekomünikasyon firması görevlileri, KOM Dairesi`ni, aylık ortalama 2-üç bin lira olan faturanın, 22 bin liraya çıkması sebebiyle uyardı. Bunun üzerine bilişim uzmanları ıP santralinde kapsamlı bir inceleme yaptı. Araştırmada hacklenen 2 telefon hattı tespit edilerek kurtarıldı. Emniyet umumi Müdürlüğü, kurumun 22 bin lira zarara uğratılmasında `ihmal` olup olmadığının belirlenmesi için idari soruşturma başlattı.

NE KADAR BiLGi GiTTi?

Olaya el koyup soruşturma başlatan polis başmüfettişleri, ıP santrali kuran şirketin teknik ekibini de KOM Daire`ye çağırıp bilgi aldı. Müfettişlere bilgi sağlayan firma yetkililerinin, saldırıda hackerların, eylemlerinde ayrıcalıklı ülkelere ait ıP adreslerini paravan olarak kullanmış olabilecekleri anlamında uyardığı öğrenildi. Müfettişler, korsan saldırıyla ele geçirilen hatlardan yapılan veri transferinin boyutunu araştırıyor. KOM Daire`nin 2 dijital hattından bilgi aktarımının kanıtlarıyla ortaya konulması durumunda, bunun cumhuriyet tarihinin en büyük siber casusluk faaliyeti olabileceği ifade edilmektedir.

6 ülkeye transfer

Analog sistemlerin yerini saha ve network ağı üstünden sayısal haberleşme mantığıyla çalışan sisteme `ıP santral` deniliyor. ıP santraller, bilgisayarlar ile aynı ağ üstünde çalışabilen yapısı yardımıyla kurulum ve işletme maliyetleri açısından tasarruflu olduğu için tercih ediliyor. Sistemde, file üzerindeki tüm iletişim, tek bir noktadan yapılandırılabiliyor. 17 Aralık operasyonu öncesinde EGM KOM Daire Başkanlığı`nın hack`lenen ıP santralinden yüklü miktarda kritik bilginin yurtdışında aktarılmış olmasından kaygı ediliyor. Siber saldırılar aralarında Almanya, ingiltere ve israil`in de olduğu 6 ayrı ülkeden gerçekleşti.