Osmanlı İmparatorluğu (Osmanlıca: دَوْلَتِ عَلِيّهٔ عُثمَانِیّه Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye) 1299-1922 yılları arasında varlığını sürdürmüş Türk veİslam devleti. Doğu Avrupa, Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika'ya kadar topraklarını genişletmiş ve 16. yüzyılda dünyanın en güçlü imparatorluğu halini almıştır. Arnold Joseph Toynbee gibi bazı tarihçiler Türkiye'nin tek ardıl devlet sayılması gerektiğini savunurlar.
Osmanlı İmparatorluğu pek çok tarih uzmanınca, Müslümanların/Türklerin Rumlarla ve Bizans devletinin diğer Ortodoks-Hıristiyan halkları olan Sırplar, Bulgarlar, Arnavutlar vb. ile evlendiği, Hıristiyanların ise Yeniçeri ordusuna alınarak Müslümanlaştığı ve Türkleştiği böylelikle Türk tarihinin Bizans/Doğu Roma tarihi ile karıştığı dönem olarak görülür.
Devletin kurucusu ve Osmanlı Hanedanının atası olan Osman Gazi, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundandır.Devlet, Bilecik ilinin Söğütilçesinde kurulmuştur. Osmanlı Devleti'nin bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıkması yaygın kabule göre 1299 yılında olmuştur. Ancak Prof. Dr. Halil İnalcık ve bazı diğer akademisyenler, Osmanlı Devleti'nin 1299'da Söğüt'te değil 1302'de Yalova'da Bizans'a karşı yaptığıKoyunhisar Muharebesi sonrasında devlet niteliğini kazandığını iddia ederler. İstanbul ile sınırlı bir şehir devletine dönüşmüş olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nu yıkmış, bazı tarihçilere göre bu Yeni Çağ'ı başlatan olay olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu gücünün doruğunda olduğu 16. ve 17. yüzyıllarda üç kıtaya yayılmış ve Güneydoğu Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın büyük bölümünü egemenliği altında tutmuştur. Ülkenin sınırları batıda Cebelitarık Boğazı ve 1553'te Fas kıyıları'na, doğuda Hazar Denizi ve Basra Körfezi'ne, kuzeyde Avusturya,Macaristan ve Ukrayna'nın bir bölümüne ve güneyde Sudan, Eritre, Somali ve Yemen'e uzanmaktaydı.Osmanlı İmparatorluğu 29 eyalettenve özerlik tanınmış olan Boğdan, Erdel ve Eflak prensliklerinden oluşmaktaydı. Devlet zaman zaman denizaşırı topraklarda da söz sahibi olmuştur. Atlantik Okyanusu'ndaki kısa süreli toprak kazanımları Lanzarote (1585), Madeira (1617), Vestmannaeyjar (1627) ve Lundy
](1655) bu duruma örnek olarak gösterilebilir.
Devlet altı yüzyıl boyunca Doğu dünyası ile Batı dünyası arasında bir köprü işlevi görmüştür. Hâkimiyeti altında bulunan topraklarda yaşayan halklar zaman zaman, toplu ya da yerel ayaklanmalar ile Osmanlı iktidarına karşı çıkmışlardır. Genel olarak din, dil ve ırk ayrımından uzak durduğu için yüzyıllarca birçok devleti ve milleti hakimiyeti altında tutmayı başarmıştır. Osmanlı İmparatorluğu, eski Türk örf ve adetlerinin ve İslam kültürünün yükümlülüklerinin doğrultusunda bir yönetim şekli belirlemiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi yapısında ve hukuk kurallarının oluşumunda İslam dininin belirleyici bir rol oynaması, Osmanlı İmparatorluğu'nun "islam devleti", dolayısıyla bir "din devleti" olarak nitelenmesine neden olmuştur.
İsim
Ana madde: Osmanlı İmparatorluğu'nun isimleri
Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlıca'da Devlet-i ʿAliyye-yi ʿOsmâniyye ([دَوْلَتِ عَلِيّهٔ عُثمَانِیّه], veya alternatif olarak Osmanlı Devleti [عثمانلى دولتى]) olarak anılmıştır. Cumhuriyet sonrasında kullanılan Türkçe'de ise Osmanlı Devleti veya Osmanlı İmparatorluğu olarak bilinir. 19. yüzyıldan önceki İngilizce kaynaklarda ise Turkey ya da Turkish Empire şeklindeki kullanımlara rastlanır. Günümüzde modern Türkiye için de Turkeykullanımının yaygın olmasının yanı sıra Republic of Turkey kullanımıyla, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ile Cumhuriyet dönemi birbirinden ayrılır.
Tarihçe
Osmanlı İmparatorluğu belirli tarihsel dönemlere ayrılarak incelenir. Dönemler, Osmanlı Devleti'nin yönetim yapısına ve dünya siyasetindeki yerine göre belirlenmiştir. Toprak büyüklüğünü temel alan ayrıştırmalardan daha detaylı bir bakış açısına izin vermektedir.
Beylik dönemi
Beylik döneminin ne zaman başladığı belli değildir. Osman Gazi birliklerinin 1298 yılında İnegöl ve civarını fethetmesi sonucunda bağımsızlığını ilan etti. Bu dönemde beylik dönemi sona ermiştir.
Moğol İmparatorluğu döneminde kaçan Süleyman Şah komutasındaki Kayılar ilk olarak 1227 yılında Anadolu'ya geldiler. Anadolu Selçuklu Devleti
hükümdarı Alaeddin Keykubad, Kayıları Karacadağ ve bölgesine yerleştirdi. Kayılar bu sırada 50.000 kişiydiler[20].Süleyman Şah'ınFırat Nehri'nden
geçerken, boğulması üzerine, Kayı Boyu'na mensup bazı kişiler Erzurum ve Erzincan civarına göç ettiler. Bazıları da Suriyeve yeniden anayurtlarına göç etti. Ertuğrul Gazi ise
Söğüt ve civarına yerleşti. Bu sırada buraları fethetti. Ertuğrul Gazi yaklaşık 1000 km
2 civarı bir toprak fethetmişti
[22]. Ertuğrul Gazi tahminen 90 ya da 83 yaşında ölmüştü.
[23][24] Aşiret Osman Bey'i seçti. Osman Gazi, devlete adını vermiştir.
- Ana madde: Osmanlı İmparatorluğu kuruluş dönemi

Akçakoca Bey İlk Kumandanlardan
I. Osman Osmanlı Devleti Kurucusu
Konur Alp İlk Kumandanlardan
1326'da Osman Bey,
Bursa'yı kuşattı. Fakat kendisinin rahatsızlanması üzerine kuşatmaya
Orhan Bey devam etti. Aynı yıl
Bursa fethedildi ve başkent yapıldı.
[27] Döneminde kendi adına para bastırarak beyliği devlet haline getirdi.
[28] 1329'da
III. Andronikos'un başında bulunduğu Bizans ordusu ile yaptığı
Pelekanon Muharebesi'ni kazandı.
[29] 1331'de
İznik'i, 1337'de
İzmit'i topraklarına kattı.
[30][31] Ayrıca kendisinin döneminde devletin sınırları, komşu
Türk beyliklerinin toprakları yönünde de genişlemeye başladı. 1345'te
Karesioğulları Beyliği Osmanlı egemenliği altına girdi. Böylece Osmanlı, hem beyliğin donanmasından yararlandı, hem de
Rumeli'ye geçiş için alınması gereken önemli bazı noktalara sahip oldu.
[32] 1352'de, taht kavgaları ile mücadele eden Bizans yöneticilerinden
Kantakuzen'e isteği üzerine yardım kuvveti gönderen Orhan Bey, yardımın karşılığı olarak
Gelibolu Yarımadası'nda bulunan
Çimpe Kalesi'nin sahibi oldu.
[33] Çimpe Kalesi'nin ele geçirilmesi ile Osmanlı Devleti, ilk Rumeli toprağını kazandı.
[34]Orhan Bey'den sonra yerine
I. Murad geçti. Murad Hüdavendigâr olarak da bilinen I. Murad, Osmanlı topraklarını Balkanlar yönünde genişletmeyi sürdürdü. İlk olarak
Edirne yakınlarında yapılan
Sazlıdere Savaşı ile Türk ilerleyişini durdurmak isteyen bir Bizans-Bulgar ordusunu yenilgiye uğrattı ve zaferin ardından Edirne'yi ele geçirdi. Kısa bir süre sonra, Edirne'yi geri almak isteyen Macar, Sırp, Bulgar, Eflâk ve Bosna birleşik ordusu ile Edirne yakınlarında karşılaştı. Yapılan
Sırpsındığı Savaşı'nda karşı tarafı yenilgiye uğrattı. Döneminde,
Bulgaristan,
Yunanistan ve
Sırbistan'ı ele geçirmeyi başardı. Döneminde,
Hamitoğulları Beyliği'nden para karşılığı
Akşehir,
Yalvaç,
Beyşehir,
Seydişehir,
Karaağaç,
Eğirdir ve
Isparta'yı;
Germiyanoğulları Beyliği'nden çeyiz yoluyla
Kütahya,
Simav,
Tavşanlı ve
Emet'i aldı.
[35] Balkan ve Avrupa devletlerinin Osmanlı'nın Avrupa yönündeki ilerlemesini durdurma çabaları
I. Kosova Muharebesi ile devam etti. Osmanlı, savaşın kazananı oldu. Fakat I. Murad savaşın bitmesinin ardından şehit edildi.
[36]I. Murad'ın I. Kosova Savaşı sonrasında şehit edilmesi üzerine Osmanlı tahtına daha sonraları Yıldırım Bayezid olarakta tanınacak olan
I. Bayezid geçti. I. Bayezid, Balkanlar'ın yanı sıra Anadolu'da siyasi birlik sağlama çabasına girişti. Bu kapsamda
Aydınoğulları, Germiyanoğulları, Hamitoğulları,
Menteşeoğulları ve
Saruhanoğulları beyliklerini topraklarına kattı.
[37] 1392'de
Candaroğulları topraklarını ele geçirdi.
[38] Saltanatı süresince dört kez
İstanbul'u abluka altına aldı. Bunlardan üçüncüsünü 1396 yılında yaptı fakat Haçlı ordusunun
Niğbolu'ya kadar gelmesi üzerine ablukayı kaldırdı.
[39] Eylül 1396'da yapılan
Niğbolu Savaşı'nı kazandı.
[40] Savaşın ardından İstanbul'u dördüncü kez abluka altına aldı fakat bu albukayı da doğuda beliren
Timur tehlikesi sebebiyle kaldırdı.
[41] Çin'e sefer düzenlemek isteyen ve batısında güçlü bir devlet barındırmak istemeyen Timur, daha önceleri savaşarak yenilgiye uğrattığı
Karakoyunlu ile
Celayirîlihükümdarlarının Osmanlı'ya sığınmasını ve istediği şartların kabul edilmemesini ileri sürerek Osmanlı'ya savaş açtı. İki ordu,
Ankara'nın
Çubuk Ovası'nda karşılaştı. 1402'de yapılan
Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid, kendisine bağlı Türk beylerinin Timur'un tarafına geçmesininde etkisi ile de yenilgiye uğradı; oğullarından
Mustafa ve
Musa ile birlikte Timur'a esir düştü.
[37][42] Yıldırım, 1403'te
Akşehir'de vefat etti.
[42] Timur, Yıldırım'ın vefatı üzerine Musa'yı serbest bıraktı.
[42]Yıldırım Bayezid'in esir düşmesi ve esaret hayatındaki ölümünden sonra, oğulları
İsa,
Mehmed,
Musa ve
Süleyman arasında taht kavgaları başladı.
Fetret Devri adıyla bilenen dönemin başında Timur, Yıldırım tarafından ele geçirilen Anadolu beylerine eski topraklarında yeniden bağımsız beylikler kurdurdu.
[42] Tahtın sahibi olmak için şehzadeler arasında yapılan mücadelelerde ilk olarak Musa, İsa tarafından mücadelenin dışına atıldı ve ilk olarak Germiyanoğulları'na, ardından
Karamanoğulları'na sığındı.
[42] 1406 yılında İsa, Mehmed'in tarafını tutan askerler tarafından öldürüldü.
[42] Böylece mücadele Süleyman ve Mehmed arasında devam etmeye başladı; Süleyman, devletin Rumeli yakasının, Mehmed, Anadolu yakasının yöneticisi oldu.
[42] İki kardeş arasında süren çatışmalar sırasında Musa, yeniden harekete geçti ve 1411'de Süleyman Çelebi'nin bulunduğu Edirne'ye baskın yaptı.
[42] Aynı yıl Süleyman öldürüldü. 1411'den sonra çarpışmalar, Mehmed ve Musa arasında sürmeye başladı.
[42] İki kardeş arasındaki mücadele, 1413 yılında Mehmed'in Musa'yı öldürtmesi ile sonlandı ve Fetret Devri noktalanmış oldu. Aynı yıl Mehmed,
I. Mehmedunvanı ile Osmanlı tahtına oturdu. Saltanatı sırasında Ankara Savaşı sonrası Anadolu'da yitirilen toprakların birçoğunu yeniden ele geçirdi.
[42] Döneminde
Venediklilerile yapılan ilk deniz savaşı, başarısızlıkla sonuçlandı.
[43] Şeyh Bedrettin,
Börklüce Mustafa ve
Torlak Kemal isyanlarını bastırdı. Saltanatın sonlarında, Timur tarafından esir edilen kardeşi
Mustafa olduğunu iddia eden bir kişinin kendisini Osmanlı padişahı ilan etmesi üzerine, bu sorun ile uğraştı ve Mustafa'nın üzerine yürüdü. Mustafa, yenilmesinin üzerine Bizans'a sığındı.
[44] I. Mehmed, 1421 yılına gelindiğinde vefat etti.
[42]I. Mehmed'in vefatı üzerine tahta
II. Murad çıktı. I. Mehmed'in ölümü üzerine Bizans tarafından serbest bırakılan Mustafa, II. Murad'ın saltanatının başında
Düzmece Mustafa İsyanı olarak bilinen isyanı çıkardı. Mustafa, 1422'de yakalandı ve idam edilerek isyan sonlandırıldı.
[45] Aynı yıl
İstanbul'u kuşattı fakat başarılı olamadı.
[46] İki tarafda teknolojik bakımdan tamamen birbirine eşdi ve Türkler "bombardıman taşlarını almak için" barikat kurmak zorunda kalmışlardı.
[46] Yine aynı yıl kendisinin kardeşi
Küçük Mustafa'da tahta geçmek için isyan etti. İsyan, birkaç ay içinde bastırıldı.
[47] Döneminde,
Aydınoğulları,
Germiyanoğulları,
Menteşeoğulları ve
Tekeoğulları tamamen Osmanlı egemenliği altına girdi.
[48] 1444'te Macarlar ile
Edirne-Segedin Antlaşması'nı imzaladı. Antlaşmaya göre, tarafların on yıl boyunca savaşmamaları kararlaştırıldı.
[49]Barışın hemen ardından yerini kendi isteği ile on iki yaşındaki oğlu
II. Mehmed'e bıraktı.
[50] Osmanlı tahtının henüz on iki yaşındaki şehzadeye kalmasını fırsat olarak değerlendiren Haçlı birliği, Edirne-Segedin Antlaşması'nı yok sayarak Osmanlı'ya savaş açtı. Kasım 1444'te gerçekleştirilen
Varna Muharebesi için II. Murad tekrar ordunun başına geçti ve bu muharebeyi kazandı.
[50]Ancak, savaşın hemen ardından tekrar tahta geçmedi; ikinci kez tahta geçmesi 1446 yılında gerçekleşti. 1448'de Osmanlı'nın Balkan hakimiyetine son vermek amacıyla kendisine saldıran
Eflakve
Macaristan orduları ile
II. Kosova Muharebesi'sini yaptı; muharebenin kazananı oldu.
[51] 1451 yılına gelindiğinde vefat etti.
[52] Vefatının üzerine tahta tekrar oğlu
II. Mehmed geçti.
- Ana madde: Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi
Babasının ölümü üzerine tahta çıkan
II. Mehmed, ilk iş olarak babasının Venedikliler, Cenevizler, Macarlar ve Sırplar ile yaptığı barış anlaşmalarını yeniledi.
[53] Ardından İstanbul'u kuşattı, 29 Mayıs 1453'te şehri fethetti ve ülkenin başkenti yaptı. Böylece
Ortodoks Kilisesi'ni de himayesi altına aldı. Fetih, tarihçiler tarafından
Orta Çağ'ın sonu ve
Yeni Çağ'ın başlangıcı sayılan olaylardan biri olarak kabul eder. 1460'da
Mora Despotluğu'na, 1461'de
Trabzon Rum İmparatorluğu'na son verdi.
Balkanlar'da Osmanlı topraklarını genişletmeye devam etti. 1468'de,
Karamanoğulları Beyliği'ni ortadan kaldırdı. Karamanoğulları'nı koruyan ve Venedik'le işbirliği yapan
Akkoyunlu hükümdarı
Uzun Hasan'ı
Otlukbeli Savaşı'nda yendi. Böylece devletin sınırlarını
FıratNehri'nin batısındaki Anadolu topraklarına kadar genişletmiş oldu.
Girit hariç Ege Denizi'ndeki tüm adalardaki Venedik hakimiyetini sonlandırdı. Sadrazam
Gedik Ahmed Paşa'nın Toroslar'ı ve Akdeniz kıyılarını ele geçirmesiyle
Memlûklar ile sınır komşusu oldu. Yine Gedik Ahmet Paşa'nın Kırım'a yaptığı seferler ile
Kefe,
Sudak ve
Kırım Hanlığı, Osmanlı himayesine girdi. Böylece Karadeniz'deki Ceneviz hakimiyeti sonlandırıldı ve deniz, bir Türk gölü haline geldi. II. Mehmed, döneminde çıkardığı kanunları
Fatih Kanunnamesi adıyla kitaplaştırdı. 1480'de düzenlenen
Otranto Seferi sonucunda
Napoli Krallığı'nın elinde bulunan
Otranto, Osmanlı topraklarına katıldı. Fakat 1481'de II. Mehmed'in vefatı sonucunda sefer yarım kaldı. Osmanlı birliklerinin geri çekilmesi üzerine Otranto, Napoli Krallığı tarafından yeniden ele geçirildi.
II. Mehmed'in ölümü üzerine tahta,
Yeniçerilerin desteği alan
II. Bayezid geçti. Fakat kardeşi
Cem, kendisinin padişahlığını tanımadı: Böylece iki kardeş arasında taht mücadelesi başladı.
[54]Bayezid, Cem'i yenilgiye uğrattı. Bunun üzerine Cem, sırasıyla Memlûklar'a,
Rodos Şövalyeleri'ne ve papaya sığındı.
[54] II. Bayezid, 1483'te
Hersek'i, 1484'te
Kili ve
Akkerman'ı Osmanlı topraklarına kattı. Döneminde,
Memlûklar ile yapılan savaş sonuçsuz kaldı.
[55] Cem'in 1495'te ölümünden sonra Avrupa'da seferler yapmaya devam etti.
[54] Venedikliler ile 1499-1503 yılları arasında yaptığı savaşlar sonucunda devlete
Modon,
Koron,
Navarin ve
İnebahtı limanlarını kazandırdı; ülkeyi vergiye bağladı. 1500'lerin başında güçlenmeye başlayan
Safeviler, Anadolu'da
Şiimezhebini yaymak için çalışmaya başladı. Bu çalışmalar sonucunda 1511'de Osmanlı'ya karşı
Şahkulu İsyanı çıktı.
[56] İsyan, aynı yıl
Şahkulu'nun yakalanıp öldürülmesi ile bastırıldı.
[57] Nisan 1512'de, baskılar sonucunda tahtı oğlu
Selim'e bırakmak zorunda kaldı. Olaydan bir ay sonra ise vefat etti.
Bu dönem, Osmanlıların büyük bir güç olmaya devam ettiği, lakin eski gücünde olmadığının sinyalleri vermeye başladığı dönemdir. Yavaş yavaş Avrupalılara karşı prestij kaybı yaşadı. 1606 yılında imzalanan
Zitvatorok Antlaşması, bunun bir göstergesidir. Değişen ticaret yolları ve gelişen Avrupa teknolojisi, Osmanlıların Avrupalılar karşısında güç kaybetmesine neden olmuştur.
Bu dönemde yapılan savaşlar, Avrupalılar'a Osmanlı'nın "yenilemez" olmadığını göstermiştir. Her ne kadar
İnebahtı Deniz Muharebesi'nden sonra çabucak toparlanılmış olsa da, Avrupalılar Osmanlı'nın yenilebileceğini anlamıştır.
Ruslara yapılan seferler istenen etkiyi yapamadı. Hatta
Molodi Savaşı'ndan sonra, Ruslar güçlenmelerini hızlandırarak sürdürmüşlerdir. Bu yüzden Duraklama Dönemi'nden itibaren Ruslar, Osmanlılar dağılana kadar, Osmanlıların en büyük düşmanı olacaktır.
1593 yılındaki savaş, Osmanlı'yı hem ekonomik hem de askerî açıdan zayıflattı. Asker eksikliği giderilse de, ekonomik zayıflık
Celali ve
Yeniçeri İsyanları'na neden oldu.
IV. Murad döneminde daha çok
Safevilerle uğraşıldı.
Erivan ve
Bağdat tekrar alındı (
Osmanlı-Safevi Savaşı). Bu savaş sonunda imzalanan
Kasr-ı Şirin Antlaşması ile, Osmanlı'nın dağılıncaya kadarki doğu sınırını büyük ölçüde belirlendi.
Ayanlar çağı: duraklama ve reform (1683–1827)[değiştir | kaynağı değiştir]
- Ana madde: Osmanlı Devleti Duraklama Dönemi
Deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ile merkezi yönetimin bozulması sonucu, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Özellikle
Yeniçeriler artık padişaha karşı gelmekteydi. Yeniçerilerdeki
Ocak, devlet içindir anlayışı
Devlet, ocak içindir anlayışına dönüşmüştür.
Avusturya ve
İran seferleri sonucu oluşan ekonomik sıkıntılar,
tımar sisteminin bozulması ve nüfus artışının yarattığı sosyal hayattaki sıkıntılar ve çağın gerisinde kalınması ile eğitim alanındaki bozulmalar sonucu devlet duraklama dönemine girmiştir. Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının önem kaybetmesi, sık padişah değişmeleriyle çok verilen cülus bahşisi ve yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır.
Celali ayaklanmaları,
Osmanlı toprak düzenini büyük ölçüde değiştirmiş, ağır vergiler yüzünden ya da “Büyük Kaçgun” sırasında yerlerinden olan çiftçilerin toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçmiştir. Vergiler yüzünden borca giren köylüler, işledikleri toprakları sonunda tefecilere kaptırdılar.
Osmanlı toprak düzeninin bel kemiği olan tımar sistemi bozuldu. Büyük nüfus hareketleri ortaya çıktı ve kentlere büyük göçler oldu. Tarımsal üretim geriledi ve kıtlık tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açtı. On binlerce insan yaşamını yitirdi ve pek çok yerleşim yeri yıkıma uğradı. Osmanlı'da ilmiyenin bozulması da Osmanlı'yı geriletti. Avrupa'daki gelişmelerin (Reform,
Rönesans) takip edilmemesi Osmanlı için bir dezavantaj olmuştur.
Osmanlı Devleti'nin eğitim sisteminin bozulmasının nedeni Beşik Ulemalığı denilen sistemin ortaya çıkmış olmasıdır.Bu sisteme göre müderrislerin yeni doğan çocukları doğduğu andan itibaren medrese öğretmeni sayılıyordu.
Gerileme ve modernleşme hareketleri (1828–1908)[değiştir | kaynağı değiştir]

Gazi Halife, Sultan III. Selim,
Selīm-isālis Han,
سليم ثالث- Ana madde: Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi
Osmanlı Devleti Gerileme Dönemi, Osmanlı tarihinde
Karlofça Antlaşması’ndan (1699) başlayarak,
Yaş Antlaşması'na kadar (1792) geçen süreye denir. Bu dönemin sonlarına doğru, Osmanlı Devleti'ne Avrupalılar tarafından "Hasta Adam" denmeye başlanmıştır. Çünkü bu dönemde Osmanlı Devleti, büyük oranda toprak kayıpları yaşamıştır.
Bu yüzyılda Avrupa’dan geri kalındığı
Pasarofça Antlaşması’ndan itibaren kabul edilmiş ve yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alınmıştır.
Bu yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti, kaybettiği toprakları geri alarak Avrupa'da tutunmayı ve eski gücünü korumayı amaçlamıştır. Ancak bir süre sonra bu amacına ulaşamayacağını anlayınca elindeki toprakları koruma politikası izlemeye başlamıştır.

I. Dünya savaşı öncesi Osmanlı Devleti ve sahip olduğu bölgeleri
- Ana madde: Osmanlı Devleti Dağılma Dönemi
Osmanlı Devleti Avrupalı devletlerin kendi aralarındaki çıkar çatışmalarından yararlanıp denge politikası izleyerek varlığını uzun süre korumuştur. Dağılmayı önlemek için Osmanlı devlet yönetiminde ıslahata yönelik çalışmalar yapılmış ise de, Avrupa'da çıkan isyanlar ve uzun süren Rus savaşları ile iyice yıpranmıştı.
I. Dünya Savaşı sonunda da dağılmaktan kurtulamamıştır.
- Ana maddeler: Osmanlı devlet teşkilatı ve Osmanlı padişahları listesi

I. Osman'dan V. Mehmed'e Osmanlı İmparatorluğu padişahları montajı.
Osmanlı İmparatorluğu varolduğundan beri
mutlak monarşi ile yönetilirdi. Sultan hiyerarşik Osmanlı sisteminde ve siyasi, askeri, hukuki, sosyal ve çeşitli başlıklarda en üstteydi. Teorik olarak sadece
Allah'a ve yerine getirmesi gereken
Allah’ın yasaları (İslam’daki
şeriat)'na sorumluydu. Onun ilahi görevi İran-İslam başlıklarına yansıtılan "Allah’ın yeryüzündeki gölgesi" (zill Allah fi’l-âlem) ve "yeryüzünün halifesi" (halife-i ru-yi zemin) olmaktı.
[74] Tüm devlet dairesi onun hükmündeydi ve verdiği her karar
ferman adı verilen kararnamede yayımlanırdı. Başkomutandı ve tüm yurttaki resmi unvanıydı.
[75] 1453'te
İstanbul'un Fethi’nden sonra kendilerini Roma İmparatorluğu'nun varisi olarak görürlerdi bu nedenle ara sıra
Kayser ve
İmparator unvanını kullanırlardı.
[74][76][77] 1517’de
Mısır’ın Fethi'nden sonra I. Selim,
halife unvanını da benimsedi. Böylece evrensel Müslüman hükümdarı olduğunu iddia etti. Yakın zamanlarda Osmanlı hükümdarları tahta çıkmada Avrupa hükümdarlarının taç giyme törenine eşdeğer olarak Osman’ın Kılıcı ile kuşatılırdı.
[78] Kuşatılmayan sultanın çocukları verasete uygun değildi.
[79]Teoride ve ilkelerde teokratik ve salt olmasına rağmen, uygulamada padişah’ın yetkileri sınırlıydı. Siyasi kararlarda hanedanın önemli üyelerinin görüş ve tutumlarını dikkate alırdı, bürokratik ve askeri kuruluşlarda aynı zamanda dini liderlerdi.
[75] 17. yüzyıldan bu yana, imparatorluk uzun süren
durgunluk dönemine girdi, bu dönemde sultanlar çok güçsüzleştiler. Birçoğu güçlü
Yeniçeri Ocağı tarafından tahttan indirildi. Tahta geçmesi yasaklı
[80] olmasına rağmen
Harem-özellikle hükümdarın annesi (
Valide Sultan olarak da bilinir)- sahne arkası önemli politik rollerde
kadınlar saltanatı dönemi boyunca etkili oldu.
[81]Sultanların azalan güçleri ilk sultanların ve sonrakilerin saltanat uzunluklarının farklılığından dolayı kanıtlandı. I. Süleyman, imparatorluğu 16. yüzyılda doruk noktasına çıkaran, 46 yıllık saltanatı olan, Osmanlı tarihinin en uzunuydu. V. Murat, 19. yüzyıl gerileme dönemine hükmeden, kayıtlardaki en kısa saltanattı: saltanatı sadece 93 gün sürdü.
Parlamenter monarşi, V. Murat'ın varisi II. Abdülhamit zamanında
resmileşti.
[82] 2009'dan beri Osmanlı hanedanının başı ve Osmanlı tahtının sahibi
Abdülmecit’in büyük torunu
Bayezid Osman’dır.
[83]Fatih Sultan Mehmet'ten sonra Vezir-i Azamların görüşlerini daha rahat söylemesi için padişahlar toplantıları arka tarafta bir bölümden izlemiş, divana Vezir-i Azam başkanlık yapmıştır. Bu meclis Osmanlı Devleti'nin yönetiminde Padişaha yardımcı olurdu.
Vezir-i Azam (
Sadrazam): Padişahtan sonraki en yetkili devlet adamıdır. Padişahın mührünü taşırdı.
Vezir: Sadrazamdan sonraki en yetkili kişidir. Sadrazamın verdiği görevleri yapardı.
Kazasker: Anadolu ve Rumeli'de olmak üzere iki ayrı kazasker bulunurdu. Adalet işlerine bakardı. Ayrıca
kadı ve
müderrislerin atamasını ya da görevden alma işini yapardı. Bugünkü yargı görevini yaparlardı.
Defterdar: Anadolu ve Rumeli'de iki ayrı defterdar vardı. Rumeli'deki baş defterdardı. Maliye işlerini yapardı. Bugünkü Maliye bakanlığı görevini yürütürdü.
Nişancı:
Tapu,
kadastro, fethedilen yerleri gelirlerine göre deftere kaydetmek işlerini yürütürdü.
Şeyhülislam: Devlet'te iken verilen kararların
İslam'a uygun olup olmadığına karar verir, bu karara
fetva denirdi. Sadrazamla eşit rütbedeydi. Şeyhülislam, divan aslî üyesi değildi, gerekli görülen konularda çağrılır ve fikri alınırdı.
Kaptan-ı Derya: Donanma ve denizcilikle ilgili işlerden sorumludur. İstanbul'dayken Divan toplantılarına katılırdı. Kaptan-ı Derya da aslî üye değildi, gerekli görülen konularda çağrılır ve fikri sorulurdu.
- Ana madde: Osmanlı İmparatorluğu'nun idari bölünüşü
Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk idarî birimler olarak
sancaklara bölünmüştü. Çoğu sancak, sancak beyi tarafından yönetilmekteydi. Bir kısmı ise
şehzadeler, ve onların
lalaları tarafından yönetilmekteydi. Sancaklar da kazalardan ve nahiyelerden oluşmaktaydı. Ülkenin genişlemesiyle, sancakların birleşimiyle oluşacak olan
beylerbeyliği kuruldu. İlk kurulan beylerbeyliği,
Rumeli Beylerbeyliği'dir. 16. yüzyıldan itibaren, beylerbeyliği kelimesi yerine
eyalet kelimesi kullanılmaya başlandı. Eyaletler sâlyâneli (yıllıklı) ve sâlyânesiz (yıllıksız) olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. Sâlyânesiz eyaletler
Has,
Zeamet ve
Tımar olmak üzere üç dirlik arazisine bölünmüştü. Tımar dirliğinde, ordunun uzun süre ordusunun ana gücü olan
Tımarlı Sipahiler yetiştirilmişti. Sâlyâneli eyaletler, genellikle devletin doğrudan kontrol edemediği, merkeze uzak eyaletlerdi. Bu eyaletler dirliğe ayrılmazdı; vergilerini doğrudan para olarak merkeze gönderirlerdi. Burada daimi
Yeniçerigarnizonları olurdu.
19. yüzyılda eyalet yapısı değişmeye başladı. 1864 yılında eyalet sistemi tamamiyle yıkılarak, yerine vilayet sistemi getirildi. Bu sistem, cumhuriyet dönemindeki idarî bölünüşün temelini attı.
- Ana madde: Osmanlı hukuku
Devlet, varlığı süresince birçok
hukuk düzenini sentezlemiş ve Osmanlı hukukunu oluşturmuştur.
Kanun, genellikle laik bir düzene sahiptir. Ancak
Şer'i,
dini hukukla da uyumluydu.
[84]Hukuk kuralları yerel özelliklere göre de esneklik gösteriyordu. Toprakların yönetimi ve sivil düzen konusunda yerel idareye haklar tanınıyordu. Böylelikle imparatorluk içindeki birçok unsurun adalet anlayışına cevap veriliyordu.
[85]Beşeri ve Örfi hukuk olmak üzere iki tür hukuk vardır. Beşeri hukuk kanunlar çerçevesinde oluşan hukuk sistemidir. Örfi hukuk ise
İslam dininin esasları üzerine kuruluydu.

Osmanlı zırhı (1480-1500).
- Ana madde: Osmanlı Askeri Teşkilatı
Yaya ve atlılardan oluşturulan ordunun atsız kısmı "yaya”, süvarileri ise "müsellem” şeklinde adlandırılmıştı.
Kapıkulu Ocakları'nın kuruluşuna kadar savaşlarda fiili olarak hizmet gördüler.
Osmanlı Devleti'nin temeli atılırken süvari olan beylik kuvvetlerinin yerine vezir Alâaddin Paşa ile Kadı Cendereli Kara Halil'in tavsiyeleriyle Türk gençlerinden oluşan ayrı ayrı biner kişilik yaya ve müsellem isimleriyle muvazzaf ade ve süvari kuvveti kuruldu.
- Ana madde: Osmanlı Ordusu
Eyalet Askerleri, devletin
Tımar'a ayrılmış bölgelerinde yetişmiş askerlerdi. Kapıkulu Askerleri gibi barış zamanında da askerlik yapmazlardı. Sadece savaş sırasında askerlik yaparlardı.
- Ana madde: Osmanlı Donanması
Osmanlı imparatorluğu'nun deniz kuvvetleri olan Donanma-yı Hümâyûn, XIV. yüzyılda kuruldu.
[67][86] Osmanlı Devleti, 1323 yılında
Karamürsel'i fethederek denize ulaştı,
Karamürsel Bey komutasında ilk donanma oluşturuldu ve
Kocaeli'nde yapılan savaşlarda denizden destek sağlandı.
[87][88]1327 yılında Karamürsel'de ilk Osmanlı tersanesi kuruldu ve böylece deniz gücünün kurumsallaşma çalışmaları başladı.
[67] Osmanlı donanmasında hiyerarşik sisteme geçildi, ilk Derya Beyi (Donanma Komutanı), Karamürsel Bey oldu.
[88] 1337 yılında Kocaeli ele geçirildi; böylece 1353 yılında gerçekleşecek olan
Rumeli'ye geçişin önü açıldı.
[67] Bundan sonra donanmanın merkezi sırasıyla İzmit, Gelibolu ve son olarak da İstanbul oldu.
[67][89]İstanbul'un fethinde II. Mehmed, donanmadan yararlandı.
[89] Karadeniz'de ve Akdeniz'de etkisi artan Osmanlı donanması,
Mısır seferinde Osmanlı kuvvetlerine lojistik destek sağladı.
[67][89] 1538 yılında
Preveze Deniz Muharebesi kazanıldı. Bundan sonra
Cerbe Deniz Muharebesi de kazanıldı,
Malta kuşatıldı ancak bir şey elde edilemedi. Osmanlı donanmasını büyütmek için birçok tersane kuruldu, ihtiyaç duyulan malzemeler Kocaeli'den, Biga'dan,
Samsun'dan, Kastamonu'dan ve Aydın'dan getiriliyordu.
[86][90] Kaptan-ı Deryalara gelenek olarak Cezayir beylerbeyliği verilirdi.
[86] Tersane-i Amire'nin bulunduğu
Kasımpaşa'nın inzibat sorumlusu donanma idi. Gelibolu,
Akdeniz adaları ve İzmir'in bazı yerleri Osmanlı kaptanlarına dirlik olarak verilirdi.
[91]16. yüzyılda
Hint Okyanusu'nda
Portekiz Krallığı'na karşı
Hadım Süleyman Paşa ve
Piri Reis komutasında seferler düzenlendiyse de, Portekiz donanması üstün geldi ve Piri Reis idam edildi.
[92] İnebahtı Savaşı'ndan sonra ağır kayıplar veren Osmanlı donanması, kayıplarını telafi etmeyi başardı.
[93] Osmanlı İmparatorluğu, duraklama döneminden itibaren deniz ticaretinde
Avrupalı devletlerden geri kaldı.
[89] XVIII. Yüzyılda
Mezomorto Hüseyin Paşa'nın girişimleri ile donanmada reform yapıldı.
[67][86][A] Fakat denizlerde ciddi bir üstünlük sağlanamadı. 1773 yılında
Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın
Kaptan-ı derya olmasıyla
Bahriye Mektebi açıldı, burada modern eğitim verilmeye başlandı ve 1776 yılında
Tersane-i Amire'nin yakınlarında ikinci Bahriye Mektebi olarak Hendesehane-i Bahri açıldı.
[94] 19. Yüzyıl'da Osmanlı İmparatorluğu,
Fransa'nın Mısır Seferi'nde İngiliz donanmasından
yardım aldı. Bundan sonra
III. Selim'in reformlarını devam ettiren II. Mahmut devrinde donanma, 1827 yılında
Navarin'de imha edildi.
[95] II. Mahmut döneminde
ABD'li mühendislerin yardımlarıyla reformlar devam etti, Osmanlı tersanelerine modern deniz sanayi girdi ve dönemin en büyük savaş gemisi unvanını elinde tutan
Mahmudiye de o dönemde denize indirildi. II. Mahmut'un ölümünden sonra bu mühendisler İstanbul'u terketmek zorunda bırakıldı
[95], tahta çıkan
Abdülmecit döneminde, 1840 yılında Bahriye meclisi kuruldu ve modern donanma çalışmaları devam etti. İlk denizcilik şirketi
Şirket-i Hayriye de bu dönemde kurulmuştu.
Abdülaziz döneminde ise, 1867 yılında Bahriye Nazırlığı kuruldu. Abdülaziz döneminde devam eden reformlar ile yabancı ülkelerden çok sayıda modern savaş gemisi satın alındı. 1878'den itibaren
II. Abdülhamit'in güvensizliği sonucu donanma,
Haliç'te terkedildi ve denize açılmadı.
[89][95] 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nda Osmanlı donanması kendini gösteremedi, 1909 yılında
Donanma Cemiyeti'nin çabaları ile modern donanma çalışmaları halkın bağışlarıyla devam etti.
[67][89] Bu cemiyetin çabaları ile çok sayıda modern savaş gemisi satın alındı, Alman subaylardan oluşan bir heyet ile reform çalışmaları canlandı.
Trablusgarp Savaşı'nda ve
Balkan Savaşları'nda Osmanlı donanması etkinlik gösterdi, fakat
I. Dünya Savaşı'nda
Ege Denizi'nde sınırlı faaliyet göstermek zorunda kaldı,
Çanakkale Deniz Savaşları'nda başarılı oldu.
[67][96]Donanma, I. Dünya Savaşı'nın ardından,
Marmara Denizi'nde
İtilaf kuvvetlerinin kontrolü altına girdi.
[67]- Ana madde: Osmanlı tayyare bölükleri
Harbiye Nazırı
Mahmut Şevket Paşa tarafından 1909'da ilk adım atılan Osmanlı askerî havacılığı, resmi olarak 1 Haziran 1911 tarihinde Fen Kıtaları Müstahkem Genel Müfettişliği 2. Şubesi bünyesinde
Havacılık Komisyonu adıyla faaliyete geçirilmiştir. Havacılık Komisyonu'nun temellerini
Fransa’dan satın alınan biri 25, biri de 50 beygirlik iki uçak oluşturmuştur.
- Ana madde: Osmanlı toplumu
Toplum asker ve reaya olmak üzere iki farklı tabakadan oluşmaktaydı. Asker dışındaki halk, "reaya", devlete vergi ödemekteydi.Osmanlı siyasal uygulamasında asker ve reaya kesin kurallarla ayrılmıştı.
[97]Toplumsal köken, yetişme koşulları ve resmi görev bakımından askeri sınıf: kılıç ve kalem ehli olarak ikiye ayrılmaktaydı.
[98] Halk ise müslüman ve müslüman olmayan "
millet"lerden oluşuyordu.
[99]Gayri müslimler ayrıca "
cizye" vergisi ödemek dışında toplumdan bir ayrıma tabi değildi. Müslüman toplumun yaşantısı
şeriat ile şekillenirken farklı milletlerin din ve örflerine göre mahalli yaşam tarzlarını koruma imkanı vardı.
[100]- Ana madde: Osmanlı İktisâdi Yapısı
Osmanlıda merkezi otoritenin her yerde etkin olmasını sağlayan, devlet hazinesinden para harcanmadan asker yetiştirilen ve toprağın işlenmesini de sağlarken en uç beylere kadar güvenliği taşıyabilen bir sistem vardi. Buna Tımar sistemi deniyordu. Reayaya verilen toprakları 3 yıl bekletmeksizin işlemesi ve kazancından bir kısmıyla da tımarlı sipahileri yetiştirmesi gerekiyordu. Böylece devlet hazinesi de azalmıyor, üstüne üstlük her an savaşa hazır asker yetişmiş oluyordu.
[kaynak belirtilmeli]Osmanlıda ki bir başka yapı da taşraydı. Başkent dışındaki her yer taşra olarak isimlendiriliyordu.
[kaynak belirtilmeli]- Ana madde: Osmanlı İmparatorluğunda Diplomasi
- Ana madde: Osmanlı İmparatorluğu demografisi
Devletin resmi dili
Türkçe'dir. Uluslarası yazışmalar
Türkçe'dir. Yerel yönetimlerde ise
Türkçe ve bölgenin yerel dili resmi işlerde yürürlükte olan dildir. Bu diller Arapça, Arnavutça, Berberice, Boşnakça, Bulgarca, Ermenice, Farsça, Hırvatça, Kürtçe, Macarca, Rumca/Yunanca, Rusça, Sırpça ve birçok yerel dildir. Merkezi ilgilendiren konularda
Türkçe, yereli ilgilendiren konularda yerel dil kullanılmştır.
- Ana madde: Osmanlı İmparatorluğu'nda din
Osmanlı Devleti'nde
İslamiyet baskın din olmakla birlikte, İslam inancında "
semavi dinler" olarak kabul edilen
Musevilik ve
Hıristiyanlık dinlerinin mensupları,
millet sistemi sayesinde o dönemde batı ülkelerinde azınlık dinlerine gösterilen hoşgörünün üzerinde bir rahatlık içinde yaşamayı sürdürdüler. Hristiyanlığın
Ortodoks ve
Gregoryen kiliseleri millet sistemi içinde meşru bir şekilde örgütlenmiş durumdaydı. Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.
Buna karşılık millet sistemine dahil olmayan dinlerin, devlet içinde meşru bir varlığı bulunmuyordu.
- Ana madde: Hilafet
Hilafet veya Halifelik, İslami siyasi ve hukuki yönetim makamına ve yönetime verilen isimdir. Halife ise Hilafet makamındaki kişiye denir. İslamiyet
Peygamberi Muhammed'in ölümünden sonra makam bir süre daha bir yönetim biçimi olarak varlığını sürdürmüş olsa da zamanla daha çok İslami bir toplumu veya İslam Devleti'ni vurgulamak için kullanılan bir terim olmuştur.
Halifelik daha çok müslümanların
Sünnî kanadının temsilcisi olarak kabul görmüştür.
Şiî kanadı büyük ölçüde Sünnî hilafet yönetimi altında yaşasa da Halife'yi kabul etmemişlerdir. Halifeliği Şiî'likteki ya da
Alevilik'teki
İmamet'ten farklı kabul etmek gerekir. İmamet teokratik bir özellik taşımasına rağmen, Halifelik teokratik bir özellik taşımamıştır. Halifeler yetkilerini saltanat dahi olsa
Ümmet'in biat'ı ile devralmışlar, yönetim işlerini de büyük ölçüde danışmaya dayalı olarak yürütmüşlerdir. Bu anlamıyla teokratik olmaktan öte dünyevîdir.
Halife, ilk zamanlarda İslam toplumunda ilerigelenlerin seçimiyle başa geldiği halde,
Emevi ailesine geçmesinin ardından saltanat şeklini almıştır.
Abbasi Hanedanı'ndan gelen halifelerin 10. yüzyılda zayıflamasına kadar devlet başkanı görevini yürüten halife, bu dönemde siyasi gücün yerel hükümdarların eline geçmesinin ardından sadece ruhani önder veya İslami toplulukların onursal lideri haline gelmiştir. Abbasiler döneminde
Bağdat'ta yaşayan halife,
Moğolların 1258 yılında Bağdat'ı yağmalamaları sonucunda
Mısır'a
Memluk himayesine kaçmış, 16. yüzyılın başında
Yavuz Sultan Selim'in Memluklar'a son vermesiyle birlikte İstanbul'a taşınmıştır. Daha sonra Osmanlı Hanedanı'na geçen halifelik, 29 Ekim 1923'te
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla fiilen hilafetin olmamasına rağmen resmen halifeliğin varisi Türkiye olmuştur. 3 Mart 1924 tarihinde laiklik ilkesi gereğince halifelik
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından resmen kaldırılmıştır.
İslam inancında "
semavi dinler" olarak kabul edilen
Musevilik ve
Hıristiyanlık dinlerinin mensupları,
millet sistemi sayesinde o dönemde batı ülkelerinde azınlık dinlerine gösterilen hoşgörünün üzerinde bir rahatlık içinde yaşamayı sürdürdüler. Hristiyanlığın
Ortodoks ve
Gregoryen kiliseleri millet sistemi içinde meşru bir şekilde örgütlenmiş durumdaydı. Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.
- Ana madde: Osmanlı'da misyonerlik
1820 yılında başlayan ve
Kurtuluş Savaşı'na sonuna kadar süren zaman içerisinde Osmanlı Devleti'nde
misyonerlik faaliyetleri çok hızlı bir şekilde gelişmiştir. Misyonerlik faaliyetlerini bu denli başarılı olmasında şüphesiz Osmanlı Devleti'nin
Islahat Fermanı ile verdiği ayrıcalıklar,
kapitülasyon anlaşmaları ile verilen ayrıcalıklar ve Osmanlı Devleti'nin bölgelerine ilgi göstermemesi etkili olmuştur. Başlangıçta kendilerine
Anadolu'da hedef bulamayan misyonerler daha sonra
Ermenilere odaklanıp çalışmalarında başarılı olmuşlardır. Açtıkları okullardan mezun olanların başarılı olmaları bu okulların etkilerini artırmıştır. Hatta zamanla
Müslüman Türkler dahi çocuklarını bu okullara göndermişlerdir.
Misyonerlerin genel hedef kitleleri, İslamiyet'in yaygın olduğu bölgeler olmuştur. Bu çalışma Osmanlı Devleti ile sınırlı kalmayıp
Afrika Kıtası,
Arap Yarımadası,
İran ve
Orta Asya halklarına yönelik bir çalışmadır.
- Ana madde: Osmanlı kültürü
Osmanlı Türkleri, kuruluş öncesi yüzyıllardan beri birlikte getirdikleri
Arap ve
Pers İslam kültürlerinin geleneklerinden ve dillerinden büyük ölçüde etkilenmişlerdi.
Anadolu'ya yerleştikten sonra başta Yunan, Ermeni ve Yahudi olmak üzere yerli halkların kültürleriyle bir ölçüde kaynaştılar. Böylece eklektik tarzda bir Osmanlı kültürü ortaya çıktı. Özellikle İmparatorluk haline geldikten sonra diğer kültürlerle değişim süreklilik kazandı.
Osmanlılar farklı kültür ve dinlere karşı -o çağlara göre- büyük bir toleransa sahipti.
Osmanlı Hanedanını yöneten erkekler, eşlerini çeşitli etnik gruplardan aldılar ve bu nedenle sultanlar karışık ırk ve kültürel mirasa sahip oldular.
- Ana madde: Osmanlı edebiyatı
Selçuklu Devleti'nin son yıllarında, bu devletin yıkılmasından sonra ve
Osmanlı Devleti'nin başlangıç döneminde Anadolu beyliklerinin merkezinde
Arapça ve
Farsça'dan geniş bir çeviri hareketi gerçekleşti. Bu merkezlerde ilk yapıtlarını veren yazarlardan daha sonra Osmanlı sarayınca korunan oldu.
[101] Garipname (1330) mesnevisinin sahibi olan ve
Yunus Emre yolunda ilahileri bulunan
Kırşehirli Aşık Paşa,
İlhanlılar'ın Anadolu valisi
Timurtaş'ın vezirlerindendi.
Süheyl-ü nevbahar (1350) mesnevisinin sahibi Hoca Mesut,
Kelile ve Dimneçevirisini
Aydınoğulları beyliğinde kaleme almıştı.
Hüsrev ü Şirin (1367) mesnevisinin yazarı Fahri, Aydınoğulları beyliğinde yetişmişti.
Hurşidname (1387) mesnevisinin sahibi Şeyhoğlu Mustafa,
İskendername (1390),
Cemşid ü Hurşid (1403) mesnevilerinin sahibi
Ahmedi,
Divan 'ı ve
Çengname (1402-1411) mesnevileriyle tanınan
Ahmet Dai,
Hüsrev ü Şirin (1421-1429) mesnevisinin sahibi
Şeyhi,
Germiyanoğulları beyliğinde yetişmişti. Bu dönemde özellikle
İran şairlerinin
kaside ve
gazellerinde işlenen içki, aşk, tasavvuf, eğlence konuları, onların kullandıkları imgeler, başvurdukları benzetmeler Türkçeye aktarıldı. Gene bu örneklere dayanan aşk, serüven, tasavvuf konularıyla ilgili mesneviler yazılıyordu. Ancak uzun ünlüsü olmayan Türkçenin
aruz veznine uydurulması güçlükler yaratıyordu. Böyle olduğu halde başlangıçta Türkçe sözcüklere, deyimlere hatta atasözlerine şiirde geniş yer veriliyordu. Halk diliyle kahramanlık işleyen yapıtlar, dinsel edebiyat ürünleri de vardı.
Tokat kalesi dizdarı Arif Ali,
I. Murat için
Danişmentname 'yi (1311, gününüze ulaşan yazması 1577) kaleme almıştı. Aynı nitelikli dinsel-destansı yapıtlardan
Battalname ve
Saltuknamemetinleri sonraki yüzyılın ürünleri arasındadır.
[102] Ahmedi'nin kardeşi Hamzavi'nin gene aynı nitelikli
Hamzaviname'si din ve kahramanlık konularını birlikte işleyen, halk diliyle yazılmış yapıtlardandır. Sadrettin'in
Destan-ı geyik, Destan-ı ejderha 'sı, Tursun Fakih'in
Kıssa-i mukaffa, Gazavat-i emir ül-müminin Ali 'si, Beypazarlı Maazoğlu Hasan'ın
Feth-i kale-i Selasil, Cenadil kalesi cengi gibi yapıtları halk kitapları arasındadır.
- Ana madde: Osmanlı mimarisi
Erken dönem mimarisinde, yapılar ağırlıklı olarak
İznik,
Bursa ve
Edirne şehirlerinde yer aldı. Yapılar daha çok
Bizans mimarisi ve
Selçuklu mimarisi etkilerini taşısa da, bu dönemde bir sonraki döneme dayanak oluşturacak fikirlerin ilk uygulamaları gerçekleşti. Bu uygulamalardan birisi, yapılarda kubbe kullanılması pratiğidir.
İstanbul'un Fethi'den itibaren, mimari eserler İstanbul'da yoğunlaşmaya başladı. Bu dönemde daha çok yüksek ve görkemli yapılar inşa edildi. Bu yapılar daha çok dinî yapılar ve kamu binalarıydı.
Lâle Devri'yle beraber, batılılaşmanın etkisiyle batılı tarzda binalar yapılmaya başlandı. Bu dönemde
Boğaz kıyısına köşk yapma modası ortaya çıktı.
- Ana maddeler: Osmanlı minyatür sanatı ve Osmanlı hat sanatı
- Ana madde: Osmanlı mutfağı
Osmanlı tarihi boyunca, Osmanlılar diğer kültürlerden çevrilen elyazması kitaplar ile geniş bir kütüphane koleksiyonu oluşturmayı başardı.
[103] Yerli ve yabancı el yazmaları arzusunun büyük bir kısmı 15. yüzyılda geldi.
II. Mehmed Trabzonlu Yunan bilim adamı
Georgios Amirutzes'e coğrafya kitabı
Batlamyusu tercüme ettirdi ve Osmanlı eğitim kurumları için kullanılabilir hale getirtti. Başka bir örnek ise aslen
Semerkandlı gökbilimci,
matematikçi ve
fizikçi olan
Ali Kuşçu; iki medresede profesördü, ve İstanbul'da sadece ölümünden önceki 2 ya da 3 yılını yaşamasına rağmen yazıları ve öğrencilerinin faaliyetleri sonucu Osmanlı çevrelerini etkiledi.
[104]- A ↑ Mezomorto lakabı, Venedikliler tarafından verilmiş bir lakaptır ve yarı ölü anlamına gelmektedir. Bazı kaynaklarda mezomorta ve mezemorto olarakta geçmektedir.
- ^ The Encyclopædia Britannica, Vol.7, Edited by Hugh Chisholm, (1911), 3; Constantinople, the capital of the Turkish Empire...
- ^ Britannica, Istanbul:When the Republic of Turkey was founded in 1923, the capital was moved to Ankara, and Constantinople was officially renamed Istanbul in 1930.
- ^ "Ankara'nın Başkent Oluşunun 89. Yılı Kutlu Olsun"(WMV). ttk.org.tr. 2012. Erişim tarihi: 16 Ocak 2013.
- ^ "East-West Orientation of Historical Empires" (PDF).Journal of World-Systems Research 12 (2): 219–229. 2006. Erişim tarihi: 2013-02-11.
- ^ Dündar, Orhan; Dündar, Erhan, 1.Dünya Savaşı, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1999, ISBN 975-11-1643-0
- ^ Ekmeleddin İhsanoğlu (2004). Osmanlı askerlik literatürü tarihi. İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi. ss. 741.
- ^ a b "Osmanlı banknotu". Erişim tarihi: 3 Ağustos 2010.
- ^ E. J. Brill (1974). "The Ottoman state and its place in world history". Brill Academic Publishers. ss. s. 18.
- ^ atilim.edu.tr "Osman Gazi". Erişim tarihi: 2009-04-21.
- ^ Prof. İnalcık: Osmanlı 1302'de kuruldu
- ^ Bilim.org - ""Osmanlı İmparatorluğu Söğüt'te değil Yalova'da kurulmuştur". 23 Mayıs 2009 tarihinde erişilmiştir.
- ^ Osmanlı İmparatorluğu'nun En Geniş Sınırlarını Gösteren Harita
- ^ Directholidays - Lanzarote
- ^ "Discover South Iceland - Vestmannaeyjar". Erişim tarihi: 2009-04-21.
- ^ Tripatlas "Lundy". tripatlas.com. Erişim tarihi: 2009-12-28.
- ^ "Osmanlı'da Hoşgörü". OSAV. Erişim tarihi: 28.12.2009.
- ^ "Osmanlı Yönetim Anlayışı". bilimarastirmavakfi.org. Erişim tarihi: 2009-12-28.
- ^ Demir, Hande Seher (2013). "Klasik Dönem Osmanlı Devleti’nde Din-Devlet İlişkilerinin Laiklik, Sekülerizm, Teokrasi ve Din Devleti Sistemleri Kapsamında İncelenmesi". Ankara Barosu Dergisi. Erişim tarihi: 25 Eylül 2013.
- ^ "File:The London Gazzette (Thursday, 9 January 1672).jpg". Commons. Erişim tarihi: 27 Ocak 2013.
- ^ a b Özdamarlar, Metin (2009). "Kuruluş" (Türkçe). İlk Adımlar. Timaş Yayıncılık. ss. 12, 13. ISBN 978-975-263-887-7.
- ^ a b Tektaş, Nazım (2006). "Giriş" (Türkçe). Çadırdan Saraya Saraydan Sürgüne Osmanlı. Çatı Yayıncılık. ss. 9, 10. ISBN 975-7645-70-2.
- ^ a b c "ERTUGRUL GAZI". enfal.de. Erişim tarihi: 2010-01-22.
- ^ Şahiner, Atilla (2007). "Osman Gazi" (Türkçe). Osmanlı Tarihi. Timaş Yayıncılık. ss. 16, 17. ISBN 978-9944-75-902-1.
- ^ "Ertuğrul Gazi". Kimkimdir.gen.tr. Erişim tarihi: 2010-01-23.
- ^ "Prof. İnalcık: Osmanlı 1302'de kuruldu". ntvmsnbc.com. 27 Temmuz 2009. Erişim tarihi: 18 Kasım 2012.
- ^ Nicol, Donald M., Byzantium and Venice: A Study in Diplomatic and Cultural Relations, (Cambridge University Press, 1999), 223.
- ^ "Bursa'nın Fethi - Bursa Büyükşehir Belediyesi". bursa.bel.tr. Erişim tarihi: 18 Kasım 2012.
- ^ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1945), "Gazi Orhan Beyin hükümdar olduğu tarih ve ilk sikkesi", Belleten C.VIII, s.207-211
- ^ Heath, Ian and Angus McBride, Byzantine Armies 1118-1461 AD, (Osprey Publishing, 1995), 8.
- ^ A History of the Byzantine State and Society, Treadgold, W., Stanford Press, 1997
- ^ R.G. Grant, Battle: A Visual Journey Through 5,000 Years of Combat, Dorling Kindersley Publishers Ltd, 2005. ISBN 0-7566-1360-4
- ^ İsmail Hakkı Uzunçarşılı "Karesi Vilâyeti Tarihçesi", Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı (2000), sf.68. ISBN 975-94473-3-9.
- ^ Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar-I, Klasik Dönem (1302-1606): Siyasal, Kurumsal ve Ekonomik Gelişim, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2009, s. 49-53. ISBN 978-9944-88-465-1
- ^ Aktepe, M.Münir (1950) "Osmanlıların Rumelide ilk fetihleri: Çimpe kalesi", Tarih Dergisi, C.2 say.283-307
- ^ "Şehzade Bayezid (Yıldırım Bayezid)" (DOC). amasya.gov.tr. Erişim tarihi: 18 Kasım 2012.
- ^ Feridun Bey, Münşeattü's Selâtin, İstanbul, Hicri. 1274-1275 (Osmanlıca)
- ^ a b Alphonse de Lamartine (Eylül 2005) [1854]. Historie de la Turquie (Aşiretten Devlete). Bilge Kültür Sanat. (Çeviren: Dr. Reşat Uzmen). ss. 120,126,154,159, 160. ISBN 975-6316-54-3.
- ^ Yücel, Yaşar M. (1963) "Kastamonu'nun ilk fethine kadar Osmanlı-Candar muüasebetleri", Tarihi Araştırmalar DergisiC.I say.133-144
- ^ Charanis,P. (1942) "The strife among Palaeologi and the Ottoman Turks (Palaeiologlar ile Osmanlı Türkleri arasında çekişmeler)", Byzantion C.16 say.286-314 (İngilizce)
- ^ "Niğbolu Zaferi (25 Eylül 1396)". tsk.tr. Erişim tarihi: 18 Kasım 2012.
- ^ Öztuna,T.Yılmaz (1946). Ankara Muharebesi, İstanbul
- ^ a b c d e f g h i j k Sakaoğlu, Necdet (1999), Bu mülkün sultanları, İstanbul: Oğlak yayınları ISBN 975-329-299-6, say.52, 62, 67
- ^ Norwich, John Julius (1982) A History of Venice, Londra:Penguin ISBN 0-14-101383-4 (İngilizce) say. 193-194
- ^ Norwich, John Julius (1982), Byzantium: Decline and Fall, Londra:Penguin ISBN 0-679-41650-1 (İngilizce) say.378
- ^ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1995). Büyük Osmanlı Tarihi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları.
- ^ a b Stephen Turnbull, The Walls of Constantinople, AD 324–1453, Osprey Publishing, ISBN 1-84176-759-X.
- ^ Joseph von Hammer: Osmanlı Tarihi Vol I (condensation: Abdülkadir Karahan), Milliyet yayınları, İstanbul. ss 79-80
- ^ Ahdnameler ışığında Osmanlı-Venedik diplomatik ilişkileri - Ottoman-Venetian diplomatics, the Ahd-Names (İngilizce), Dr. Hans Theunissen, Leiden Üniversitesi,Hollanda, 1998, içinde 5. bölüm Venedik ile Türkmen Beylikleri Menteşe and Aydın - Venice and the Turcoman Begliks of Menteşe and Aydın
- ^ Sugar, Peter (1977). "Chapter 1: The Early History and the Establishment of the Ottomans in Europe" (Reprint).Southeastern Europe Under Ottoman Rule, 1354-1804.University of Washington Press. Erişim tarihi: 2007-05-19.
- ^ a b İnalcik, Halil (1995) a.g.e. s.61-67
- ^ Larousse (1993) (Türkçe). Théma Larousse Cilt-1 sf.141. İstanbul: Milliyet.
- ^ Atilla Şahiner (2008). "Osmanlı Tarihi". Lacivert Yayınları. ss. 80.
- ^ Kinross, Lord a.g.e. s.95
- ^ a b c Kafadar, Cemal, "Cem Sultan", (1999) Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul:Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş. C.1 ISBN 975-08-0072-9
- ^ Brummett (1994), s. 52ff
- ^ Nicolae Jorga: Geschiste des Osmanichen vol II, (çev: Nilüfer Epçeli) Yeditepe Yayınları, 2009, ISBN 975-6480-19-X ,s.217
- ^ Prof. Yaşar Yüce-Prof. Ali Sevim: Türkiye tarihi Cilt II, AKDTYKTTK Yayınları, İstanbul, 1991 p 225-226
- ^ Lokman (1588). "Battle of Mohács (1526)". Hünernâme.
- ^ Savory, R. M. (1960). "The Principal Offices of the Ṣafawid State during the Reign of Ismā'īl I (907-30/1501-24". Bulletin of the School of Oriental and African Studies, University of London 23 (1): 91–105.doi:10.1017/S0041977X00149006. JSTOR 609888.
- ^ Muir, William (2007) The Mameluke or Slave Dynasty of Egypt, 1260-1517 Piscataway, NJ: Gorgias Press. ISBN 978-1-59333-697-4. (İngilizce)
- ^ E.J. Brill's First Encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Vol.9, Ed. Martijn Theodoor Houtsma, (BRILL, 1938), 432.
- ^ Hess, Andrew C. (Ocak 1973). "The Ottoman Conquest of Egypt (1517) and the Beginning of the Sixteenth-Century World War". International Journal of Middle East Studies 4(1): 55–76. doi:10.1017/S0020743800027276.JSTOR 162225.
- ^ Dr. Aybars Pamir. Osmanlı Egemenlik Anlayışında Senedi İttifak'ın Yeri. Yıl 2004 C.53 Sa.2 s.66-67. Tam metin
- ^ Yurdaydın, Hüseyin G.. "Ferdî'nin Süleymannâme'sinin yeni bir nüshası". ss. 12.
- ^ Haleoğlu, Mehmet (Aralık 2010). "Rodos’un Fethi". Sızıntı Dergisi. Erişim tarihi: 2012-06-20.
- ^ Imber, Colin (2002). The Ottoman Empire, 1300–1650: The Structure of Power. Palgrave Macmillan. ss. 50. ISBN 0-333-61386-4.
- ^ a b c d e f g h i j k TSK'nın resmi tarihçe sayfası
- ^ Malcolm, Peter M.; Lambton, Ann K. S.; Lewis, Bernard.The Central Islamic Lands from Pre-Islamic Times to the First World War. Cambridge University Press. ss. 330, 331.
- ^ Kann, Robert A. (1974). A History of the Habsburg Empire, 1526-1918. Londra, İngiltere: University of California Press, Ltd.. ss. 62. ISBN 0-520-04206-9. Erişim tarihi: 1 Şubat 2013.
- ^ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1983). Osmanlı Tarihi, II. cilt. Ankara. ss. 382. ISBN 975-16-0012-X.
- ^ Fernand Braudel. The Mediterranean and the Mediterranean world in the age of Philip II. ss. 929 ff.
- ^ Tüzün, Güler (2004). "Muhteşem Süleyman". Tarihte Olağanüstü Kişiler. Ana Yayıncılık. ss. 19. ISBN 975-7760-83-8.
- ^ Kinross, Patrick Balfour (1979). The Ottoman Centuries: The Rise and Fall of the Turkish Empire. William Morrow. ss. 206.
- ^ a b Findley 2005, s. 115
- ^ a b Glazer 1996, "Osmanlı Müesseseleri"
- ^ Toynbee 1974, s. 22–23
- ^ Stavrides 2001, s. 20
- ^ Quataert 2005, s. 93
- ^ d'Osman Han 2001, "Osmanlı Padişah Veraseti"
- ^ Quataert 2005, s. 90
- ^ Peirce, Leslie. "The sultanate of women". Channel 4.2007-12-03 tarihinde özgün kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2009-04-18.
- ^ Glazer 1996, "Dış Tehditler ve İç Dönüşümler"
- ^ Bardakçı, Murat (25 Eylül 2009). "Şehzadenin ardından basın öyle hatalar yaptı ki..." (Türkçe). Haberturk.com. Erişim tarihi: 2010-07-16.
- ^ http://www.bbc.co.uk/religion/0/24365067
- ^ http://books.google.com/books?id=rZtjR9JnwYwC&pg=109
- ^ a b c d Büyük Larousse (1986), Milliyet Yayınları, Cilt 17, s. 8946 - 8947
- ^ Karamürsel İlçesi Resmi tarihçe sayfası
- ^ a b DZKK, Ünlü Türk Denizcileri
- ^ a b c d e f Büyük Larousse (1986), Milliyet Yayınları, Cilt VI, s. 3037 - 3041
- ^ Osmanlı Denizciliğinde Gemi Kazaları ve Dalışlar, Şenay Özdemir
- ^ İlber Ortaylı ile Osmanlı Donanması, 03:00
- ^ Piri Reis'in Hürmüz Seferi ve İdamı, Ertuğrul Önalp
- ^ İnebahtı Savaşı ve Donanmanın Yeniden İnşası, İbrahim Etem Çakır
- ^ Deniz Harp Okulu, Tarihçe Sayfası
- ^ a b c Sultan Abdülaziz'den I. Dünya Savaşı'na Osmanlı Donanması, Mehmet Beşirli
- ^ 20. Yüzyıl Ansiklopedisi (1990), Tercüman Yayınları, s. 76 - 79
- ^ Halil İnalcık (1996). Osmanlı İmparatorluğu - Toplum ve Ekonomi. Eren Yayıncılık. ss. 31-40. ISBN 9757622095.
- ^ Kollektif. Türkiye Tarihi 2 Osmanlı Devleti 1300- 1600. Cem Yayınevi. ss. 129. ISBN 9754065640.
- ^ Hamit Kemal, Liseler İçin Türk Edebiyatı Tarihi, A Yayınları, Ankara 2007
- ^ Parla, Jale (2000). Don Kişot'tan Bugüne Roman. İstanbul: Pegasus Yayınları. ISBN 978-975-470-796-0.
- ^ Kaynak hatası: Geçersiz
<ref> etiketi;.C3.81goston_and_Alan_Masters583 isimli refler için metin temin edilmemiş - ^ Ragep, F. J. (2005). "Ali Qushji and Regiomontanus: eccentric transformations and Copernican Revolutions".Journal for the History of Astronomy (Science History Publications Ltd.) 36 (125): 359–371. Erişim tarihi: 1 May 2013.
- ^ Sevim Tekeli (1997). "Encyclopaedia of the history of science, technology and medicine in non-western cultures".Encyclopaedia of the history of science, technology and medicine in non-western cultures. Kluwer.ISBN 0792340663.
- ^ John Morris Roberts, The History of the World, pp. 264-74,Oxford University Press, ISBN 978-0-19-521043-9
- ^ Ben-Zaken, Avner (2004). "The Heavens of the Sky and the Heavens of the Heart: the Ottoman Cultural Context for the Introduction of Post-Copernican Astronomy". The British Journal for the History of Science (Cambridge University Press) 37: 1–28. doi:10.1017/S0007087403005302.
- ^ Bademci, G. (2006). "First illustrations of female Neurosurgeons in the fifteenth century by Serefeddin Sabuncuoglu". Neurocirugía 17: 162–5.
- ^ Horton, Paul (1977). "Topkapi's Turkish Timepieces".Saudi Aramco World, July–August 1977: 10–13. Erişim tarihi: 2008-07-12.